Aft Nedir? Nasıl Geçer?
Hepimizin hayatında en az bir kez karşılaştığı o küçük ama inatçı ağız yaraları vardır… Güne gayet normal başlarsınız; bir yudum çay alırken ya da kahvaltı yaparken ağzınızın içinde ani bir yanma hissi belirir. Diliniz farkında olmadan o noktaya gider ve işte oradadır: etrafı kızarmış, ortası beyazımsı, minicik ama can yakıcı bir yara. Aynaya baktığınızda gördüğünüz şey basit gibi durur ama gün boyu konuşurken, yerken hatta gülerken bile kendini hissettirmeye devam eder.
Aftlar genellikle masumdur ama yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilir. En sevdiğiniz yemeklerden uzak durmanıza, sohbet ederken kelimeleri seçerek konuşmanıza hatta bazen moralinizin bozulmasına bile neden olabilir. Üstelik “Neden şimdi çıktı?” sorusu da çoğu zaman aklımıza takılır. Stres mi, uykusuzluk mu, bağışıklık mı, yoksa fark etmeden yaptığımız küçük bir hata mı? Çoğu kişi ağızda aftın neden çıktığını tam olarak bilmez, sadece geçmesini bekler.
Aft Nedir?
Ağızda aft, çoğu kişinin hayatının bir döneminde mutlaka tanıştığı, ağız içinin en can sıkıcı sorunlarından biridir. Tıpta “aftöz ülser” olarak adlandırılan bu küçük yaralar, ağız mukozasında oluşur ve genellikle beklenmedik bir anda ortaya çıkar. En sık yanakların iç yüzeyinde, dudakların iç kısmında, dil üzerinde ya da diş etlerinin hassas bölgelerinde görülür. İlk başta hafif bir hassasiyetle kendini belli eder, ardından ortası açık renkli, çevresi kızarık küçük bir yara haline dönüşür.
Boyutları genellikle küçüktür ama etkisi düşündüğünüzden çok daha büyüktür. Ağızda aftınız varken sıcak bir çorba içmek, asitli ya da baharatlı bir şeyler yemek hatta bazen konuşmak bile zorlaşabilir. Diliniz farkında olmadan sürekli o bölgeye gider ve bu da ağrıyı daha belirgin hale getirir. Her ne kadar görüntüsü endişe verici olsa da aftlar bulaşıcı değildir; yani bir başkasına temasla geçmez.
Çoğu aft, herhangi bir tedaviye gerek kalmadan 7 ila 14 gün içinde kendiliğinden iyileşir. Ancak bu süreç, kişi için oldukça yorucu olabilir. Sürekli hissedilen sızı, yeme içme keyfini azaltır, konuşurken dikkatli olmayı gerektirir ve günlük yaşam konforunu düşürür.

Aft Neden Olur?
Ağızda aftın ortaya çıkmasının tek bir sebebi yoktur; çoğu zaman birkaç küçük etken bir araya gelir ve ağız içinde bu can yakıcı yaralar oluşur. Günlük hayatın temposu, stres, uykusuzluk ve zihinsel yorgunluk burada önemli bir rol oynar. Özellikle yoğun iş temposu, sınav dönemleri ya da duygusal olarak zorlandığımız zamanlarda bağışıklık sistemi biraz geri planda kalır. Vücut da bunu bazen aft çıkararak belli eder. “Tam da şimdi mi?” dedirten aftların pek çoğu, aslında bedenin verdiği sessiz bir uyarıdır.
Bunun yanında ağız içinin farkında olmadan tahriş edilmesi de afta zemin hazırlar. Sert bir yiyecek yerken yanağın ısırılması, diş fırçalarken hassas bir bölgenin zedelenmesi ya da diş teli ve protezlerin sürtmesi bu yaraların oluşmasını kolaylaştırabilir. Ayrıca çok baharatlı, asitli ya da aşırı sıcak yiyecekler ağız içi dokusunu hassaslaştırarak aftın çıkmasına neden olabilir. Bazı bünyeler bu tür gıdalara daha duyarlıdır ve küçük bir tahriş bile aftla sonuçlanabilir.
Bir diğer önemli etken ise vücuttaki vitamin ve mineral dengesidir. Özellikle B12 vitamini, demir ve folik asit eksiklikleri aftlarla sık sık ilişkilendirilir. Eğer aftlar sürekli tekrar ediyorsa, bu değerlerin düşük olma ihtimali göz ardı edilmemelidir. Ayrıca bağışıklık sisteminin zayıfladığı dönemlerde, örneğin grip veya soğuk algınlığı sırasında aftların daha kolay ortaya çıkması oldukça yaygındır.
Aft Nasıl Geçer?
Ağızda aft söz konusu olduğunda çoğumuz “Keşke sabah kalktığımda tamamen geçmiş olsa” diye düşünürüz. Ne yazık ki aftı bir anda ortadan kaldıran sihirli bir çözüm yoktur. Ancak doğru adımlarla hem iyileşme sürecini hızlandırmak hem de o can sıkan ağrıyı belirgin şekilde azaltmak mümkündür. Küçük dokunuşlar, bu süreci çok daha katlanılır hale getirebilir.
Öncelikle ağız bakımını aksatmamak gerekir. Ağızda aft varken diş fırçalamak zor ve hatta ürkütücü gelebilir ama ağız hijyeni iyileşmenin en önemli parçalarından biridir. Yumuşak kıllı bir diş fırçası ile bastırmadan, nazik hareketlerle dişleri temizlemek yeterlidir. Bunun yanında ılık suya eklenen bir miktar tuz ya da karbonatla yapılan gargara, ağız içini rahatlatır ve yaranın daha hızlı toparlanmasına yardımcı olabilir. İlk temas anında hafif bir yanma hissi oluşsa da kısa süre sonra ferahlık hissi verir.
Beslenme alışkanlıklarını geçici olarak değiştirmek de ağızda aftla baş etmede büyük fark yaratır. Aft iyileşene kadar asitli meyveler, çok acı ya da baharatlı yiyecekler ve sert atıştırmalıklardan uzak durmak, yaranın sürekli tahriş olmasını önler. Ayrıca eczanelerde kolayca bulunabilen aft jelleri ve spreyler, ağrıyı kısa süreliğine uyuşturur ve gün içinde daha rahat konuşup yemek yemenizi sağlar. Tüm bunlara ek olarak bol su içmek de çoğu zaman göz ardı edilir; oysa ağız içinin nemli kalması dokuların kendini yenilemesini destekler.

Aft Ne Zaman “Sadece Bir Yara” Olmaktan Çıkar?
Ağızda aftların büyük bir kısmı masumdur ve birkaç gün içinde kendi kendine iyileşir. Bu yüzden çoğu zaman üzerinde fazla durmayız. Ancak bazı aftlar vardır ki vücudun “Beni biraz daha ciddiye al” dediğinin işareti olabilir. Özellikle iki haftayı aşmasına rağmen iyileşmeyen ağız yaraları normal kabul edilmez. Aynı şekilde, aftların çok sık tekrar etmesi de altta yatan başka bir durumun habercisi olabilir.
Eğer ağızda aftlara eşlik eden sürekli bir halsizlik, ateş, açıklanamayan kilo kaybı gibi belirtiler varsa ya da ağız içinde tek bir yara değil, aynı anda birçok büyük ve ağrılı lezyon oluşuyorsa mutlaka bir uzmana görünmek gerekir. Bu tür durumlar bazen vitamin-mineral eksikliklerinden, bazen bağışıklık sistemiyle ilgili sorunlardan, nadiren de daha ciddi sağlık problemlerinden kaynaklanabilir. Ağız içi, vücudun genel durumu hakkında önemli ipuçları verir ve bu sinyalleri görmezden gelmemek gerekir.
Unutmayın: Küçük bir aft bazen sadece geçici bir rahatsızlıktır, bazen de vücudun yardım çağrısıdır. Eğer şüphe duyuyorsanız ertelemeyin, bir doktora danışın. Erken fark edilen sorunlar her zaman daha kolay çözülür; sağlığınızı şansa bırakmayın.


